İçeriğe geç
Zonguldak Kent

Gündelik hayatı keşfet, burçları kendince yorumla

Kişisel Gelişim 4 dk okuma Barış Tümer

Yarıda Bırakılan İşe Geri Dönmek: Kaldığı Yerden Sürdürmek

Yarım kalan bir uğraşa dönmek doğrudan kaldığınız yerden devam etmekle olmuyor. Dönüşü kolaylaştıran adımlar ve dönmemenin de geçerli bir seçenek olduğu durumlar.

Herkesin bir yerlerde yarıda bıraktığı bir şey vardır: başlanıp bitirilmemiş bir kurs, ilk sayfalarında durmuş bir kitap, rafta bekleyen bir enstrüman, yarım kalan bir düzenleme işi. Bunlar çoğu zaman unutulmaz; arka planda hafif bir rahatsızlık olarak durur. Yarıda kalan işe dönmek, o rahatsızlığı temizlemenin tek yoludur ama dönüşün kendisi de bir beceri ister. Doğrudan kaldığınız yerden devam etmeye çalışmak, çoğu zaman ikinci kez bırakmakla sonuçlanır.

Neden bırakıldığını bilmeden dönmeyin

Bir uğraş nadiren tek bir sebeple durur. Bazen dış koşullar araya girer: yoğun bir dönem, bir taşınma, sağlıkla ilgili bir aksama. Bazen işin kendisi beklenenden ağırdır. Bazense o iş baştan gerçekten istenmemiş, başkasının beklentisiyle başlanmıştır. Dönmeden önce bu üç ihtimalden hangisinin ağır bastığını dürüstçe belirlemek gerekir. Dış koşul yüzünden duran bir işe dönmek kolaydır; hiç istenmemiş bir işe dönmek ise genellikle ikinci bir hayal kırıklığı üretir.

Dönmemek de geçerli bir seçenek

Yarıda kalan her şeyi tamamlamak zorunda değilsiniz. İnsan değişir, ilgi alanları değişir, zamanın değeri değişir. Bir uğraşı resmen kapatmak, onu belirsiz biçimde askıda tutmaktan daha hafifletici olabilir. Burada işe yarayan basit bir uygulama vardır: bırakılmış işleri bir listeye yazmak ve her birinin yanına "dönülecek", "kapatıldı" ya da "şimdilik bekleyecek" yazmak. Adı konmuş bir vazgeçiş, isimsiz bir yarım kalmışlıktan çok daha az yorar.

Baştan başlamanın maliyeti

Uzun aradan sonra dönenlerin en sık yaptığı hata, en baştan başlamaktır. Bir kitabın ilk sayfasına dönmek, aynı dersleri yeniden izlemek ilk bakışta düzenli görünür ama pratikte aynı noktada yeniden durmaya yol açar. Çünkü zorlanılan yer başlangıç değil, ortadır. Bunun yerine kısa bir hatırlama turu yapıp, bırakılan noktanın hemen öncesine dönmek daha verimlidir. Amaç her şeyi tazelemek değil, devam edecek kadarını hatırlamaktır.

Dönüş için küçük bir eşik belirlemek

İlk gün için hedefi kasten düşük tutmak, dönüşü kolaylaştırır. On beş dakikalık bir oturum, tek bir sayfa, tek bir küçük parça yeterlidir. Buradaki amaç ilerlemek değil, işe temas etmenin zor olmadığını kendinize göstermektir. Uzun süre uzak kalınan bir uğraş zihinde olduğundan büyük görünür; ilk temas bu büyümeyi hızla siler. Birkaç kısa oturumdan sonra süreyi artırmak, ilk günden uzun bir program kurmaktan çok daha sağlam ilerler.

Bıraktığınız yeri görünür kılmak

Dönüşü zorlaştıran şeylerden biri, işin nerede kaldığının belirsizliğidir. Malzemeler dağınıksa, notlar bulunamıyorsa, dosyalar karışıksa, dönmek için önce bir toparlama işi yapmak gerekir ve bu ek yük çoğu kişiyi caydırır. Bu yüzden bir işe ara verirken, mümkünse bırakma noktasını işaretlemek iyi bir alışkanlıktır: nerede kaldığınızı ve bir sonraki adımın ne olduğunu yazan tek bir satır bile, aylar sonra dönüşü belirgin biçimde kolaylaştırır.

Uzaklığın kazandırdıkları

Ara verilen süre tümüyle kayıp değildir. Bir işten uzak kalmak, ona dışarıdan bakma imkânı verir. Dönenlerin çoğu, bıraktıkları noktadaki tıkanmanın aslında yanlış bir yöntemden kaynaklandığını sonradan fark eder. Bu yüzden dönerken eski planı olduğu gibi devralmak yerine, bir kez gözden geçirmek gerekir. Aynı yöntemle devam etmek, aynı yerde durmayı tekrar mümkün kılar. Uzaklığın en büyük faydası, planın kusurunu görünür kılmasıdır.

Kaybedilen beceri sanıldığından azdır

Uzun süre yapılmayan bir işe dönerken beklenen ilk duygu, her şeyi unutmuş olma korkusudur. Oysa bir kez öğrenilmiş beceriler tamamen silinmez; hız ve akıcılık azalır ama temel kalır. İlk oturumlarda hantal hissetmek doğaldır ve bu genellikle kısa sürede geçer. Bu hantallığı bir yetersizlik kanıtı gibi okumak, dönüşü ikinci kez bırakmanın en yaygın sebebidir. Birkaç oturum beklemek, ilk izlenime göre karar vermekten daha doğrudur.

Dönüşü bir tarihe bağlamak

"Vaktim olunca dönerim" cümlesi çoğu zaman dönmemenin kibar hâlidir. Uygun zaman kendiliğinden gelmez; açılan boşluklar başka işlerle dolar. Bu yüzden dönüş için takvimde belirli bir gün ve saat ayırmak gerekir. Haftada iki kısa oturum, ayda bir uzun oturumdan daha etkilidir çünkü süreklilik, toplam süreden daha belirleyicidir. Tarih koymak aynı zamanda dönüşü değerlendirmeyi de mümkün kılar: birkaç hafta sonra geriye bakıp devam edip etmeyeceğinize karar verebilirsiniz.

Yarıda kalmış bir işe dönmek, geçmişteki kararı düzeltmek değil, bugünkü koşullarda yeniden değerlendirmektir. Bazıları gerçekten tamamlanmayı hak eder, bazıları ise kapatılmayı. İkisini birbirinden ayırdığınızda, bitmemiş işler listesi bir suçluluk kaynağı olmaktan çıkar ve seçim yapabileceğiniz bir listeye dönüşür.